Beşiktaş'ın oynadığı maçları değerlendirirken "İlk yarısı ile ikinci yarısı çok farklı bir maç oldu." cümlesini çok fazla kullandığımın farkındayım fakat bipolar psikolojiye sahip bir takım olan Beşiktaş için bu cümle ileride çok daha fazla kullanılacaktır, buna eminim.
Mersin İdman Yurdu, futbola yaklaşımını çok beğendiğim, elindeki kadronun hücum potansiyelinin tamamını sahaya yansıtmaya çalışan bir teknik direktör olan Nurullah Sağlam'a emanet olsa da, bu takıma hücum gücünün yanında sıkı bir savunma anlayışını, amiyane tabirle "Anadolu Takımı" gibi kapanmayı öğretemezse ligin dibinden kurtulmak onlar için pek mümkün gözükmüyor.
Beşiktaş ise her iç saha maçına başlaması gerektiği gibi bir oyunla başladı mücadeleye ve hücumda topu sürekli en yaratıcı iki oyuncusu olan Oğuzhan ve Fernandes ile buluşturdu. Bu ikiliye maça kaptan olarak başlayan ve bu sene Samet Aybaba'nın en önemli icraatı olarak gördüğüm Necip Uysal da katılınca takımın kaleye gidişi çok kolaylaştı. Kanatlarda sürati ile Holosko ve verkaçları ile Olcay oldukça başarılıydı. Almeida'ya çıkarılan ortada penaltıyı alan Portekizli'nin plase ile gol attığını penaltıdan da olsa görmek tüm Beşiktaşlılar'ı mutlu etmiştir. Necip, Oğuzhan ve Fernandes orta sahasında diğer iki takım arkadaşına kıyasla daha kesici bir rol üstlenen Necip maç boyunca kaptığı topları çok yaratıcı bir şekilde kullandı. Oğuzhan, golü Uğur'un ortasında çok şık bir plase ile buldu, ilk yarıyı ise dribbling yeteneğini kullanıp Holosko'ya asist yaparak bitirdi. İlk yarıyı "Gangnam Style" gibi mutlu bitirdi Beşiktaş. Umarım diğer taraftarlar da benim gibi İbrahim Altınsay ve Arsene Wegner'e müteşekkir olmuştur. Yönetimde kalabildiği kısa sürede takıma kazandırdığı oyuncunun bu formu yine bize bir "keşke" ile başlayan cümle kurdurtuyor.
İkinci yarıya çok daha sakin, kısa pası düşünen, baskıyı rakip sahadan çok kendi sahasında yapan bir Beşiktaş bekliyordum. Oğuzhan'ın atılmasına kadar hatta atıldıktan 10 dakika sonrasına kadar bu düşünceye yakın bir anlayışla oynadı ve tehlikeli kontrataklarla Sehiç'i zorlamaya devam etti. Mersin ekibi 10 kişi kalmış rakibine karşı tehlike üretmekte oldukça zorlandı. Culio gibi yaratıcı bir oyuncunun takım savunmasına zarar vermemek sebebiyle de oyuna dahil edilmemesi, 10 kişi kalmalarına rağmen Beşiktaş'a galibiyeti getirdi, bununla birlikte yedek kulübesindeki ve gol sevinçlerindeki ''takım ruhu'' , "Q7" olayının 1 hafta daha hasıraltı edilmesini sağladı.
İki takım için de bir sonraki hafta çok kritik müsabakalar olacak. Mersin'in evinde Romanya'dan yorgun dönmüş bir Galatasaray'a hazırlanması için 1 haftası var. Nurullah Sağlam'ın en kısa sürede takımda bir değişim yaratmaı şart. Keza alt sıralardaki rakiplerinden Elazığspor, Yılmaz Vural ile anlaştığından beri kaybetmedi -bugün de Gençlerbirliği deplasmanından galibiyetle döndüler- , Karabükspor ise kan uyuşmazlığı yaşadığı Skibbe'nin üçüncü Türkiye seferini sonlandırıp erken bir değişime gitti.
Beşiktaş ise uzun süredir İstanbul dışına çıkmıyor, deplasmana gitmeden önce içerde Bursaspor ile bir karşılaşma daha yapacaklar. Bu maçı kazanmaları halinde takımın çok daha birlik içinde ve olumlu bir performans göstereceği kesin. İki büyük rakibinin Avrupa yorgunluğu sebebiyle puan kaybına daha yakın olmasını iyi değerlendirmeliler, cuma günü alacakları bir galibiyet ile rakipleri üstündeki baskıyı bir kat daha arttırmaları gerekiyor.
Son olarak Kapalı Tribün'ün son haline değinmek istiyorum. Bu fiyatlarla sadece derbi maçlarda dolacağı bir gerçek. Taraftarın beklediği tıklım tıklım doluluk seviyesine gelinebilmesi için ise Galatasaray'ın örnek alınması şart gibi. Yenilenen stad ile düşük kombine fiyatları, öğrencilere sağlanabilecek kolaylıklar daima dolu ve çoşkulu, hiçbir kuruma bağlı olmayan tribün hareketlerini görmemizi sağlar. Önümüzdeki sene için Şükrü Saraçoğlu üzerine iki yönetimin bir protokole varması hem yeni stad için hem de eski sevgili Kadıköy'e dönmem açısından sevindirici gözüküyor. Yine de bu sene bu kadar mücadele eden bir takıma daha fazla destek sağlamak için bazı kesimdeki biletlere yüzde 25'lik bir indirimin bile yapılmasının herkesin yüzünü güldüreceğine eminim.
İnönü Chronicles etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnönü Chronicles etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Kasım 2012 Pazartesi
22 Ekim 2012 Pazartesi
İnönü Chronicles Vol.1
Geçen senenin sonunda bir değişiklik oldu(belki de bir mucize) ve Beşiktaş kendisine yapışan keneden kurtuldu. Yerini dolduranlar ilk önce takımı kana geçen zehirden arındırma ve hayatta tutma sözü verdiler. Emilen kanın ve kana karışan zehrin çok fazla olduğu anlaşıldı ve iyi niyetle kulübe gönül verenlerden kan ve pansuman talebinde bulunulup, bu kampanyaya "FEDA" adı verildi. Ben de 21 yıldır tutkunu olduğum takımı hayatta tutmak için kan vermeye geldim. Beşiktaş'ın bundan sonraki iç saha maçlarını "İnönü Chronicles" adı altında değerlendireceğim.
Maçın değerlendirmesine geçecek olursam;
İlk yarısı ayrı, ikinci yarısı ayrı değerlendirilen maçlardan biri oldu Beşiktaş - Trabzonspor maçı. İkinci yarıdaki değişiklikler maçın tamamen farklı bir karakter kazanmasında belki de en önemli etkendi.
2010/2011 sezonunda Türkiye Kupası'nda saçma bir pozisyonda talihsiz sakatlıklar serisine başlayan Ersan Gülüm'ün maça ilk 11'de başlaması bir haftadır medyada yazılıp çizildiğinden dolayı sürpriz değildi ama defansta İbrahim Toraman - Sivok ikilisinin bozulmasının en önemli nedeni Veli'nin kart cezası ve Necip'in sakatlığıydı. Fenerbahçe maçının kağıt üzerinde Beşiktaş'tan çok şey götürdüğü gözüküyordu fakat orta sahada Oğuzhan Özyakup'un ligde ilk kez 11'de başlamasını sağlaması da göz ardı edilmemeliydi. Açıkçası fiziksel olarak çok zayıf olduğu söylenen Oğuzhan hatasız oynadı(tek pas hatasında da kademeye girip topu kaptı) ve ikili mücadelelerde üstün olan taraftı. Olcay'ın performans düşüklüğü nedeniyle olmasa da uzun toplarda rakibe üstünlük kurma amacıyla kesilmesinin, maç sonrasında Samet Aybaba tarafından da belirtilse de olumlu bir değişiklik olmadığı açıktı. Trabzonspor tarafında ise Kasımpaşa galibiyetindeki kadro üzerinde tek değişiklik Alanzinho - Soner değişikliğiydi ki Soner orta sahada bugün oldukça olumlu bir görüntü çizdi.
Maça gelirsek ilk yarının sonuna kadar Beşiktaş, Trabzonspor yarı sahasına her geldiğinde yerleşik bir savunma buldu ve bu durumlarda kişisel beceri olarak düşük seviyede olan takım, yine bu konuda tek seçenek olan Fernandes'e bel bağlar hale geldi ki Beşiktaş maçın iki taraf için de ilk gol pozisyonunu ceza sahasına çalımlarla giren Fernandes'in şutuyla buldu. Trabzonspor ise orta sahada iyi pas yapan oyuncularıyla topu kanatlara yönlendirerek ve ani ataklar geliştirerek pozisyonlar bulmaya çalıştı. Orta sahada Veli'nin kesici rolünü üstlenen Toraman'ın rolünü yadırgaması yüzünden bulunan serbest vuruşta bordo-mavililer ilk gol pozisyonunu bulsa da sonuca gidemedi.
Beşiktaş'ın ana hücum şablonunun bu sezon için uzun toplar olduğu gözükse de bu stratejide önemli görevi olan Batuhan, sahada oldukça etkisizdi. Trabzonspor ise Hilbert ve Uğur Boral'ın formsuz oyununu devam ettirmesini fırsat bilerek kademe hatalarını değerlendirmeye çalıştı.
Hakem Cüneyt Çakır'ın yanlış kararlarından biri olarak gördüğüm pozisyonda Fernandes, Volkan Şen'in kışkırtmasıyla sarı kart peşinde koşarken, Trabzonspor Yasin ve Sapara ile Uğur'un kademe hatası yüzünden bozulan defans çizgisini çok iyi kullanıp güzel bir verkaçla golü buldu ve santra ile beraber ilk yarı bitti.
Maç içerisinde kapalı tribün ile açık tribünlerin kopukluğu , devre biter bitmez Quaresma lehine yapılan tezahüratlar ile tezat oluşturan bir şekilde maç sonunda takımın tribünlere çağrılması can sıkan en önemli detaylardı. Quaresma konusu 4 Milyon €'ya yakın külfetinin yanında, taraftar arasında da çatışma yaratıyordu ki bunu oğluna "İşte her yer Quaresmasporlu dolu oğlum!" diyen bir babanın(bkz. alttaki resim) siteminden anlayabilirsiniz! "Feda" kavramını tamamen yanlış anlayan Beşiktaş taraftarına Euroleague'de Union Olimpija'nın iç saha maçlarını izlemelerini tavsiye edebilirim.
İkinci yarıda Olcay'ın oyuna girmesi sayesinde kanatlara yayılabilen oyunun sonucu kazanılan serbest vuruşta Fernandes klasını göstererek erken bir golle Beşiktaş'ı ümitlendirdi ve Trabzonspor'un orta sahası tam anlamıyla mücadeleyi bıraktı(Yasin, Sapara, Soner değişiklikleri de bunun önüne geçememişti). Bulunan iki önemli gol pozisyonunun 'Almeida aka Finisher' ve Olcay tarafından harcanmasına pek de şaşırmadım fakat bunların Beşiktaş'ı yaklaşık 10 dakika kadar oyundan düşürmesi dikkat çekiciydi. Trabzonspor ikinci yarıda atağa çıkmak için kontratağa mahkum kaldı ki Uğur Boral'ın kanadında Volkan Şen'in formsuzluğu yüzünden bu arayış da son bulmak üzereydi.
Uzatma dakikalarında Beşiktaş'ın verdiği mücadeleyi ayakta alkışlamayan yoktur. Fakat iki takım da gelecek haftalarda oyun şeklini biraz olsun değiştirmezse böyle puan kayıplarına alışmaları gerekecek. Bunun sebebi kuşkusuz liderin 8 maçta 15 puan aldığı ligimizde her puanın değerinin git gide artması. Samet Aybaba Kasımpaşa maçında Oğuzhan'ın oynayıp oynamayacağına değil de Oğuzhan - Fernandes ikilisinin yanına üçüncü olarak kimi tercih edeceğine karar vermeli, belki de bek pozisyonlarında değişik tercihlere başvurmalı. Trabzonspor cephesinde ise Janko'nun ne zaman 11'e yerleşip Avusturya Milli Takımı'ndaki gollerini ligimize taşıyacağı sorusu cevaplandırılmalı ve Olcan & Volkan ikilisine birlikte oynama şansı verilmeli.
Maçın değerlendirmesine geçecek olursam;
İlk yarısı ayrı, ikinci yarısı ayrı değerlendirilen maçlardan biri oldu Beşiktaş - Trabzonspor maçı. İkinci yarıdaki değişiklikler maçın tamamen farklı bir karakter kazanmasında belki de en önemli etkendi.
2010/2011 sezonunda Türkiye Kupası'nda saçma bir pozisyonda talihsiz sakatlıklar serisine başlayan Ersan Gülüm'ün maça ilk 11'de başlaması bir haftadır medyada yazılıp çizildiğinden dolayı sürpriz değildi ama defansta İbrahim Toraman - Sivok ikilisinin bozulmasının en önemli nedeni Veli'nin kart cezası ve Necip'in sakatlığıydı. Fenerbahçe maçının kağıt üzerinde Beşiktaş'tan çok şey götürdüğü gözüküyordu fakat orta sahada Oğuzhan Özyakup'un ligde ilk kez 11'de başlamasını sağlaması da göz ardı edilmemeliydi. Açıkçası fiziksel olarak çok zayıf olduğu söylenen Oğuzhan hatasız oynadı(tek pas hatasında da kademeye girip topu kaptı) ve ikili mücadelelerde üstün olan taraftı. Olcay'ın performans düşüklüğü nedeniyle olmasa da uzun toplarda rakibe üstünlük kurma amacıyla kesilmesinin, maç sonrasında Samet Aybaba tarafından da belirtilse de olumlu bir değişiklik olmadığı açıktı. Trabzonspor tarafında ise Kasımpaşa galibiyetindeki kadro üzerinde tek değişiklik Alanzinho - Soner değişikliğiydi ki Soner orta sahada bugün oldukça olumlu bir görüntü çizdi.
Maça gelirsek ilk yarının sonuna kadar Beşiktaş, Trabzonspor yarı sahasına her geldiğinde yerleşik bir savunma buldu ve bu durumlarda kişisel beceri olarak düşük seviyede olan takım, yine bu konuda tek seçenek olan Fernandes'e bel bağlar hale geldi ki Beşiktaş maçın iki taraf için de ilk gol pozisyonunu ceza sahasına çalımlarla giren Fernandes'in şutuyla buldu. Trabzonspor ise orta sahada iyi pas yapan oyuncularıyla topu kanatlara yönlendirerek ve ani ataklar geliştirerek pozisyonlar bulmaya çalıştı. Orta sahada Veli'nin kesici rolünü üstlenen Toraman'ın rolünü yadırgaması yüzünden bulunan serbest vuruşta bordo-mavililer ilk gol pozisyonunu bulsa da sonuca gidemedi.
Beşiktaş'ın ana hücum şablonunun bu sezon için uzun toplar olduğu gözükse de bu stratejide önemli görevi olan Batuhan, sahada oldukça etkisizdi. Trabzonspor ise Hilbert ve Uğur Boral'ın formsuz oyununu devam ettirmesini fırsat bilerek kademe hatalarını değerlendirmeye çalıştı.
Hakem Cüneyt Çakır'ın yanlış kararlarından biri olarak gördüğüm pozisyonda Fernandes, Volkan Şen'in kışkırtmasıyla sarı kart peşinde koşarken, Trabzonspor Yasin ve Sapara ile Uğur'un kademe hatası yüzünden bozulan defans çizgisini çok iyi kullanıp güzel bir verkaçla golü buldu ve santra ile beraber ilk yarı bitti.
Maç içerisinde kapalı tribün ile açık tribünlerin kopukluğu , devre biter bitmez Quaresma lehine yapılan tezahüratlar ile tezat oluşturan bir şekilde maç sonunda takımın tribünlere çağrılması can sıkan en önemli detaylardı. Quaresma konusu 4 Milyon €'ya yakın külfetinin yanında, taraftar arasında da çatışma yaratıyordu ki bunu oğluna "İşte her yer Quaresmasporlu dolu oğlum!" diyen bir babanın(bkz. alttaki resim) siteminden anlayabilirsiniz! "Feda" kavramını tamamen yanlış anlayan Beşiktaş taraftarına Euroleague'de Union Olimpija'nın iç saha maçlarını izlemelerini tavsiye edebilirim.
İkinci yarıda Olcay'ın oyuna girmesi sayesinde kanatlara yayılabilen oyunun sonucu kazanılan serbest vuruşta Fernandes klasını göstererek erken bir golle Beşiktaş'ı ümitlendirdi ve Trabzonspor'un orta sahası tam anlamıyla mücadeleyi bıraktı(Yasin, Sapara, Soner değişiklikleri de bunun önüne geçememişti). Bulunan iki önemli gol pozisyonunun 'Almeida aka Finisher' ve Olcay tarafından harcanmasına pek de şaşırmadım fakat bunların Beşiktaş'ı yaklaşık 10 dakika kadar oyundan düşürmesi dikkat çekiciydi. Trabzonspor ikinci yarıda atağa çıkmak için kontratağa mahkum kaldı ki Uğur Boral'ın kanadında Volkan Şen'in formsuzluğu yüzünden bu arayış da son bulmak üzereydi.
Uzatma dakikalarında Beşiktaş'ın verdiği mücadeleyi ayakta alkışlamayan yoktur. Fakat iki takım da gelecek haftalarda oyun şeklini biraz olsun değiştirmezse böyle puan kayıplarına alışmaları gerekecek. Bunun sebebi kuşkusuz liderin 8 maçta 15 puan aldığı ligimizde her puanın değerinin git gide artması. Samet Aybaba Kasımpaşa maçında Oğuzhan'ın oynayıp oynamayacağına değil de Oğuzhan - Fernandes ikilisinin yanına üçüncü olarak kimi tercih edeceğine karar vermeli, belki de bek pozisyonlarında değişik tercihlere başvurmalı. Trabzonspor cephesinde ise Janko'nun ne zaman 11'e yerleşip Avusturya Milli Takımı'ndaki gollerini ligimize taşıyacağı sorusu cevaplandırılmalı ve Olcan & Volkan ikilisine birlikte oynama şansı verilmeli.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





